7 Ocak 2011 Cuma

TENİSİN EKONOMİYLE İMTİHANI

Avustralya açık haftaya başlıyor! Dünya ekran başına kilitlenecek. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi.
Avustralya açık tenis turnuvası 2010 yılında müthiş bir başarıyı alkışladı. Tenisin efsanevi ismi Roger Federer üstün performansıyla 16. Grand slam zaferini ilan ettiğinde tüm dünya başarılı sporcunun bu zaferi sonuna kadar hakettiğini konuşuyordu. Avustralya Açık tenis turnuvası hiç şüphesiz Federer'in kariyerine büyük katkı yaptı ama turnuvanın en büyük galibi kim derseniz bana göre Avustralya! Aslında her yıl turnuvanın değişmez tek galibi Avustralya!Nasıl mi?Bu sorunun yanıtını vermeden önce turnuvanın tarihine kısaca bakmakta fayda var. Avustralya Açık 1905 yılından bu yana dünyanın dibindeki kıta ülke Avustralya'da yapılıyor. Dönem dönem farklı şehirlerde düzenlenen bu dev spor şöleni 1972'den beri ülkenin ikinci büyük kenti Melbourne'de. Bu kent Victoria eyaletinin can damarı. Kültürel ve ekonomik değeriyle her yıl daha fazla ilgi gören turnuvanın ülkeye katkısı göz kamaştırıcı düzeyde. Geçen yıl 658.000 biletli seyirci maçları izleyerek ülke ekonomisinde hatırı sayılır bir ivme yarattı. Dört haftalık turnuvanın geçen yıl sağladığı gelir 180 milyon doların üzerinde gerçekleşti. Bir spor müsabakası için müthiş bir para! Üstelik bu gelir her yıl katlanarak büyüyor. Dev bütçeli sponsorluklar, reklam gelirleri ve ülkenin tanıtımı gibi ayrıcalıklar da cabası.
Pasta büyüdükçe pay kapmak isteyenler de iştahını gizlemeye gerek duymadı. Türkiye'de pek farketmedik ama dünya kıran kırana geçen bir yarışı nefesini tutarak izliyordu.Asya kıtasındakı birçok ülke turnuva kontratının sona erdiğini ileri sürüp organizasyonu Melbourne'un elinden almak için kolları sıvadı. Dünya ekonomisini dev cüssesiyle alt üst eden Çin Tenisin ülkesinde giderek daha da populerlesmesinden güç alıp sesini iyice yükseltti. Çin açıkça turnuvayı Şanghay'a taşımak istiyordu. Ortadoğu'da ise imaj için milyarlarca dolar parayı gözünü kırpmadan harcayan Dubai de müthiş yarışa girince kızılca kıyamet koptu. Avustralya turnuvayı elinden kaçıracağını anladı ama ekonomik kriz elini kolunu bağlıyordu, çaresizdi. Tam bu arada turnuvanın kritik önemdeki ulaşım sponsoru ve milli havayolu Qantas dünyadaki mali kriz gerekçesiyle desteğini çekince tehlike büsbütün arttı. Yetmedi ana sponsorlardan Mastercard sponsorluk anlaşmasını bozdu. Avustralya bir anda karıştı. Halk öfke içindeydi.
Neyse ki toplumdan gelen baskıyla tehlikeyi farkeden Victoria hükümeti 363 Milyon dolarlık Mali yardımı devreye soktu da 2036 yılına kadar oyunların Melbourne'de kalmasını garantiledi.Çünkü 20 milyonluk Avustralya turnuvayı önemsiyor. Halk istihdamı büyüten turnuvasına sahip çıkıyor. Düşünsenize ülke içinden her yıl yüzbinlerce kişi sadece maçları izlemek için Melbourn'e akın ediyor. Araştırmalara göre turnuva olmasa bu insanların hiçbiri kente gelmeyi aklından bile geçirmeyecek. Ülke dışından gelenler de tenis maçları olmasa dünyanın öteki ucundaki bu ülkeye hiç gelmeyecek. Son araştırma yabancı turistelerin % 58'inin sadece turnuva için onca yolu göze aldığını ortaya koydu. Bu sayede oteller doluyor, kalabalıktan lokantalarda yer bulunamıyor. Yani ekonomi turnuva zamanında bolluk ve bereketin tadını çıkarıyor. Her yıl 5000 kişi de bu sayede iş bulup çalışabiliyor.
Şimdi gelin aynayı kendimize çevirelim!
Turnuva Türkiye'de yapılsa ve günün birinde bu altın yumurtlayan tavuğu başkalarına kaptırma riski doğsa ne olurdu sizce?
Hadi lâfı uzatmadan cevabı vereyim. Elimizden uçar giderdi. Çünkü sahip çıkmazdık. Yarattığı dev ekonomiyi göremezdik, ya da görsek de iş işten geçmiş olurdu.
Örnekler ortada. Gelin hatırlayalım.
Son yıllarda Türkiye'de birçok uluslararası müsabaka düzenlendi. İstanbul'daki Avrupa Erkekler Voleybol Şampiyonası ya da Antalya'da düzenlenen Dünya Eskrim Şampiyonası'nda salonlar bomboştu. Seyirci hiç ilgi göstermeyince konu Avrupa basınında bile yer aldı. Aynı durum Formula 1 yarışları için de geçerli. Seyircisiz tribünler malesef Türkiye'deki organizasyonların ortak kaderi.Avustralya tek organizasyonla her yıl ekonomisini büyütmeyi başarıyor. Türkiye ise daha tribünlerini bile dolduramadığı için bırakın para kazanmayı cepten yemeyi sürdürüyor.Elim yazmaya varmıyor ama çarem yok, soruyu sormam lazım.
Türkiye bu haliyle olimpiyat düzenleyebilir mi? Tribünler öylece boş duruyor. Biri gelip ilgilenene kadar!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder